Lara Hoş’un yazısıdır.

“Artist and Repertoire”in kısaltması olan A&R, en basit anlamıyla bir müzik şirketinde yeni yetenekler keşfeden ve onların şirketle anlaşma yapmasını sağlayan bölümdür. Ancak gerek departman olarak yaptıkları çalışmalar gerekse çeşitli yetenek avcılarıyla görev tanımı bundan çok daha uzun bir sürece yayılmış olup müzik endüstrisinin akışında en kritik noktalardan birinde durmaktadır.

Sanatçıların plak şirketleriyle temel bağları olan A&R’ların görevi “find and sign” olarak geçer ve ilk aşamada sanatçıyı ya da grubu keşfederler. Bu bölümlerde çalışan A&R temsilcileri vakitlerinin çoğunu müzik dinleyerek, festivallere katılarak, müzik blogları, haberleri takip ederek geçirirler. İlk aşama olan keşif, piyasada hâlihazırda şarkıları olan ancak yeterince ivme kazanmamış isimler olabileceği gibi yepyeni bir yetenek de olabilir. Avrupalı grupların Amerika’daki plak şirketleriyle anlaşmaları da bu keşifler sonucunda düzenlenir. Sonrasında kendi müziklerini üretmeyen sanatçıların repertuvar oluşturmalarını, piyasaya hitap eden müzikler yapmalarını sağlayan da A&R’lardır; ki bu da işlerinin “repertuvar” kısımlarını oluşturmaktadır. Frank Sinatra, Louis Armstrong gibi büyük sanatçıların çoğu hit şarkısı profesyonel söz yazarları tarafından yazılmıştır. Bu bağlantıları da çeşitli müzik yapımcıları ve söz yazarları ile anlaşmaları olan, onlarla görüşmeler ayarlayan A&R’lar yönetir. Bütün bu sürecin amacı aslında ana akıma en uygun, dinleyicilerin en çok beğeneceği, en çok satacak olan şarkılara ulaşmaktır. Doğru keşifler ve müzik yapım danışmanlığından sonra ise pazarlama kısmını yürüten A&R departmanı, en basitinden dönemin ruhuna göre bir albümün “hit” adayı şarkılarını seçen ve bu şarkının tanıtımını yürüten insanlardır. Plak şirketlerindeki bu departman aslında bir bakıma o şirkete bağlı bütün sanatçıların kariyerini yönlendirmektedir. 

Müzik kültürü açısından taşıdıkları öneme gelirsek henüz alternatif rock yaygın bir tür değilken Nirvana’yı bulan ve destekleyen Gary Gersh’in aldığı bu riskle bir neslin müzik anlayışına olan etkisi inkâr edilemez. Ana akım müziğe uymayı tercih eden başarılı A&R Mitch Miller ise Tony Bennet, Guy Mitchell, Johnnie Ray, Doris Day gibi eskimeyen sanatçıların kariyerini yönetse de Elvis Presley, The Beatles gibi çığır açan isimleri de reddederek bağlı olduğu plak şirketinde büyük fırsatların kaçmasına sebep olmuştur. Bir başka önemli isim John Hammond, yıllarca radyolarda dj’lik, müzik eleştirmenliği ve profesyonel müzisyenlik yaptıktan sonra  Bob Dylan, Bruce Springsteen, Leonard Cohen gibi dev isimlerin kariyerlerini yönetmiştir. 

Bir A&R departmanına girdikten sonra her sektörde olduğu gibi burada da hiyerarşinin basamaklarını tırmanarak A&R Yöneticisi olunabilir.  Önceleri müzisyenlik, köşe yazarlığı ya da eleştirmenlik geçmişi olan kişilerden seçilen bu görev için artık iş adamları daha çok tercih edilmekte. Bu durumun sebebini ise müzik sektöründeki tekdüzeleşme ve pazarlamanın önem kazanması olarak özetleyebiliriz. 

Bu iki faktörün yanında önceleri bağımsız sanatçıları takip eden ve etkinlikleri kovalayan A&R’lar, günümüzde ise sosyal medyanın da etkisiyle genelde kendi kendileri ürettiği müzikle dijital dünyada adını duyuran insanları bulup birkaç düzenleme ve pazarlama stratejisiyle birlikte yeniden piyasaya sürüyor. Artık piyasaya yön vermekten ziyade bir ivme yakalamış sanatçıları parlatan ve onlara fırsatlar sunan A&R’lar, sayıları büyük müzik şirketlerinin azalmasıyla birlikte doğal olarak azalsa da, sektör ne kadar değişirse değişsin kendilerine bir rol bulacak gibi duruyor.