Ufuk Işık’ın yazısıdır.

Hayatımızda iz bırakan, bakış açımızı değiştiren birçok filmin aklımızda bu denli kalmasının ana sebebi belki de etkileyici müzikleridir. Film müziklerinin Oscar ödüllü efsane bestecisi Ennio Morricone, geçtiğimiz günlerde 91 yaşında son yolculuğuna uğurlandı.

1928 Roma doğumlu müzisyen ilk bestesini henüz 6 yaşındayken yaptı. Annesinin desteğiyle eğitim görmeye başladığı Roma Güzel Sanatlar Akademisi’ni dereceyle bitirdi. Elektronika, avant-garde caz, rock gibi geniş tür yelpazesiyle izlediğimiz birçok filme çok daha yoğun anlamlar yükleyen Morricone, sinema ve müzik tarihinde büyük izler bıraktı. Ünlü bestecinin sanatını özümsemek için ününü kazandığı Western filmleri incelemek en uygunu olabilir. The Good, The Bad and The Ugly filminin müziği hepimizin hafızasında yer edinmiştir. Clint Eastwood ve Lee Van Cleef’in başrollerini paylaştığı bu efsane filmin bir o kadar efsaneleşen film müziği Ennio Morricone’ye aittir. Bunun dışında, Once Upon a Time in America, The Hateful Eight, Cinema Paradiso gibi kült diyebileceğimiz filmlerin müzikleri Romalı bestecinin eseridir. 1983 yılından Metallica’nın sahneye çıkış parçası olan The Ecstacy of Gold da yine Ennio Morricone imzalıdır.

Kendi dalında, dünya çapında prestije sahip olan pek çok ödül kazanan Ennio Morricone, 2007 yılında Onursal Oscar Ödülü’ne layık görülmüştür. Daha sonrasında 2016 yılında The Hateful Eight ile En İyi Film Müziği dalında Oscar Ödülü’nün sahibi olmuştur.

Sanatının ölümsüzlüğü hakkında sorulan sorulara  “Önemli olan ‘ölümsüzlük’ sözcüğü değil, insanların yüzyıllar sonra bile onu dinlemeleri.” diye cevap veren Ennio Morricone’nin eserlerinin gelecekte de dinlenmeye devam edileceğinden şüphem yok. Kendisini sanatsal dehası, müzik dünyasına ilham oluşu ve sinema tarihine kattıkları için saygıyla anarken, siz okurlarımızı onun en ünlü çalışmalarıyla baş başa bırakıyorum.