Cenk Ozan Altun’un yazısıdır.

Geçtiğimiz Ağustos ayında bir neslin müzik zevkini şekillendirmiş olan efsanevi kanal Dream TV yayın hayatına son verdi. Birçoğumuzun sadece berberlerde veya güzellik salonlarında denk geldiği bu kanala efsanevi sıfatını yakıştırmış olmama şaşırmış olabilirsiniz. Lakin Dream TV günümüzde dinlediğimiz ama o dönem için kıyıda köşede kalmış alternatifler olan yerli-yabancı isimleri, yurt dışında kasırgalar estiren ama ülkemizde pek bilinmeyen metal gruplarını ve hatta Türkçe Rap’i; Y nesline, en azından 2000’lerin başında ergen olanlara sunmuş ve sevdirmiş kanaldır. Öyle ki bir nesil için bu kanalı dinlemek ve dergilerini okumak “cool” olmanın bir göstergesiydi. Maalesef hemen her kurum ve kuruluşun bir zaman yüzleşeceği gibi Dream TV de vadesini tamamladı ve bir dönemin daha sonu sessiz sedasız geldi.

Hikaye Dream TV’nin kurucusu ve Genel Yayın Yönetmeni olan Şafak Ongan’ın Frekans adlı programla CNN’de yayın yapmasıyla başlıyor. MTV’nin Türkiye’ye gelmesi gündeme bomba gibi düşünce Doğan Grubu’ndan özel teklif alınıyor ve kanal için ekip kuruluyor. Daha sonrasında, ekonomik şartlarda MTV ile anlaşılamayınca Ongan’ın aklına, ekip hazırken neden bir kanal kurulmasın sorusu geliyor ve olanlar oluyor. Dream TV’nin kurulduğu zamanlarda yabancı müzik yayını yapan NR1 TV ve Arabesk-Türkçe Pop şarkılarına yer veren Kral TV gibi kanallar sektöre hakimken, piyasada hala içi doldurulmamış bir boşluk vardı. Ongan’ın da deyimiyle Dream TV “azgın azınlığın sesi” olacaktı. Kanal, akşamları rock/heavy metal türünde şarkılar çalmaya başladı. Gündüzleri ise Türkçe pop yerine, en az onlar kadar alternatif olan, yerli isimlere yer veriyordu.  Bu konudaki kararlılığını ise gereken ilgiyi görmeyen; Duman, Athena, Mor ve Ötesi gibi -o dönem için alternatif- gruplarla çeşitli röportajlar yapmasıyla ve şarkılarına listelerde yer vermesiyle – Türkiye’de bir ilk olarak- gösterdi. Sonrasında da desteklediği gruplarla paralel bir şekilde büyüdü.

Dream TV’nin diğer bir özelliği ise bizi festivallere götüren kanal olmasıydı. Rock’n Coke, Rock Istanbul gibi büyük organizasyonları günlerce yayınlayarak hem Metallica gibi dönemin devlerini genç nesile tanıttı hem de bahsettiğimiz yerli isimlerin, ki bunların arasında Ceza da var, görünürlüğünü arttırdı. Her festival sonrasında seyircilerinden aldığı olumlu geri dönüşlerle de gücüne güç kattı. Bu sayede bizleri festivale götüren kanal olarak Türkiye’nin festivaller tarihi belleğini oluşturdu ve yetişen genç nesle farklı renkler sunarak onların, tek bir tür ile kendilerini sınırlandırmalarının önüne geçti. Sonuçta o günlerde müziğe ulaşmak bir yana, kıyıda köşede kalmış alternatif müziğe ulaşmak ekstra bir çaba gerektiriyordu, Dream TV ise iyi alternatif müzik şarkılarını dinlemenin en kestirme yoluydu. Duman’ın Seni Kendime Sakladım parçasını, Ceza ile Sagopa Kajmer’in unutulmaz olan “Neyim Var Ki” düetini ilk kez bu kanalda dinlemiştik.

Her güzel şeyin bir sonu olduğu gibi Dream TV’nin de ömrü yavaş yavaş tükeniyordu. Elbette bu düşüş bir günde olmadı. Zamanla ses ve görüntü kalitesi açısından rakiplerine kıyasla geride kalan Dream TV, büyük duraklamasını festivallere olan kısıtlamalarla yaşadı. Bu tür organizasyonların en büyük sponsoru olan alkol firmalarına getirilen reklam yasağı Dream TV’ye bir darbe daha indirdi. Bütün bunların yanında Youtube, Spotify gibi müzik dinleme platformlarının piyasaya çıkmasıyla ve o dönem için yeni sayılan isimlerin artık ana akım olmasından sonra kuruluş felsefesi olan özgünlüğünü yitirerek tekrara düştü. Ardından  toplumun gözünde bir “kuaför kanalı” değeri görmeye başladı.

“Doğru yatırım ve girişimlerle internet üzerinden varlığını sürdürebilir miydi?” gibi soru işaretlerini ardında bıraksa da Dream TV, oynaması gereken rolü fazlasıyla oynadı.   Duman’dan Metallica’ya, Teoman’dan Ceza’ya biz genç nesle müziği geniş bir yelpazede sundu. Bununla da kalmayıp festival kayıtlarıyla bizlerin farklı müzik türlerini dinlemesine ve sevmesine vesile oldu.