Albüm hakkında fikirlerimi beyan etmeden önce Mammal Hands grubunu biraz tanıtmak gerektiğini düşünüyorum. Zira kalite standartı çok yükseklerde olan ve yıllardır yoğun bir sirkülasyona sahne olan London Jazz camiasında herhangi bir gruptan bile sadece birkaç adım öndeler. Bu güzide gruba Türkiye dinleyicisinin verdiği tepki de beklenilen gibi, tek tük. Fakat Mammal Hands, toplamda 4 defa ülkemize gelip cüzi miktarda dinleyicisine büyük bir haz kaynağı oldu. Hatta Ekim 2017’de verdikleri konser sırasında, o sıralar henüz çıkmamış olan “Shadow Work” isimli albümlerinden bazı parçaları ilk defa çaldılar. Böylece -benim gibi- Avant-garde Jazz, Ambient Jazz ve Folk dinleyicilerinin en sevdiği albümlerden birinin siftahı Türkiye’de yapılmış oldu. Bu noktada uzun yıllardır takdiri fazlasıyla hak eden işler yapan Türk caz festivali yapımcılarına övgüde bulunmak gerektiğini düşünüyorum.

2012 yılında, Norwich’te kurulan grup 3 üyeden oluşuyor. Saksafon çalan Jordan Smart ile piyanist Nick Smart iki kardeşler. Perküsyonist ve davulcu Jesse Barrett ise abi kardeşe katılıyor ve 2014 yılında ilk albümlerini yayınlıyorlar. Yaptıkları güzel çıkışla ve başarılarını sürdürebilmeleriyle, benzeri bir hayli grup arasından, göze çarpıyorlar. Benim yıllardır takip ettiğim grup hakkında en belirgin görüşüm attıkları adımların çok stratejik ve tatmin eder olmalarıydı. Önceki paragrafta bahsettiğim, aynı zamanda bir önceki albümleri olan “Shadow Work” albümü ise başarılarının ve yaptıkları müziğin doruk noktasıydı adeta. 2017’den beri, bu albümden sonra beni ne karşılayacak diye merakla beklerken; Mammal Hands, 11 Eylül 2020’de “Captured Spirit” ile geldi!

Başarı sürdürebilmeleri açısından övmemin somut bir karşılığı albüm kapakları. İlk albümlerinden son albümlerine kadar tüm albüm kapağı seçimleriyle yaptıkları müzik vasıtasıyla oluşturdukları ambiyansı görsel olarak da tamamladılar. “Captured Spirit”in kapağını ben çok beğendim ve müziklerini betimlemede yine çok başarılı bir seçim. Dinlemeye başladığımda ise sürekli o sırada çalan şarkının ismine baktığımı fark ettim. Çünkü neredeyse her şarkıda “Daha önce dinledim mi acaba?” hissi geldi. “Zamanla değindikleri noktaları birleştirip bir yaşam alanı yaratmışlar ve o alan içerisinde bir albüm daha çıkarmışlar.” olur kısaca yorumum. Kendini kanıtlamış taslakların üzerinden koyu kalemle geçmişler. Yaptıkları işte çok iyi oldukları zaten dinleyicilerinin takdiri. Ben, ileriye doğru bir adım daha atmalarını beklerken tadımlık Mammal Hands albümü gelmiş. Bir sanatçının ya da grubun hep avangart adımlar atması beklenilemez tabii, bu doğru bir yönelim de değildir bence. Fakat 3 yıldan fazla bir süredir albüm bekleyen dinleyicilere sadece kendini hatırlatmak biraz kalp kırıcı.

“Yapmışlar yine yapacaklarını!” demeyi beklerken “Yapmışlar yine yaptıklarını.” demiş bulundum. Albümün benim fikrimce güzel bir albüm olduğunu belirtmem gerekir. Yabana atılmaması gerekilen bir müzik icra edilmiş “yine”. Dinlemenizi tavsiye ederim. Fakat ben yine de ilk defa Mammal Hands dinleyecek bir kimseye “Shadow Work” albümünü öneririm. Özellikle “Black Sails” adlı şarkılarında enstrumanların uyumu, bize -belki de hayatlarımız boyunca- gözlerimizle göremeyeceğimiz çeşitli birliktelikler vaat ediyor. Yine albüm kapağına baktığımızda her şeyin ne kadar yerinde olduğuyla karşılaşıyoruz. Mevzu bahis kimyaya dinleyicinin kendini kaptırmaması elde değil. Bu uzun süreli beklentimi karşılıksız bırakan, en sevdiğim gruplardan olan Mammal Hands’e aşk olsun diyor, okuduğunuz için teşekkür ediyorum.