Ufuk Işık’ın yazısıdır.

Zamansal boyutlarda geçişi ve Christopher Nolan’ı zihnimde bir araya getirince filme girmeden önce anlaşılması zor birkaç saat geçireceğimi tahmin etmiştim. Bununla birlikte, sahneleri ve karakterleri düşündükçe zamanla daha da seveceğimi ve takdir edeceğimi düşünmüştüm. Bu etkiler beklediğim miktarda karşıma çıkmasa da kendini gösterdi diyebilirim. Dikkat, spoiler içerir!

Pandemi döneminde büyük bir PR çalışmasıyla vizyonda yer bulan Tenet, seyirci tarafından büyük ilgi gördü. Filmi izleyenler, filmi gerçekten çok beğendiklerini fakat anlayamadıklarını söylüyorlardı. Bana sorarsanız film, çok özgün ve derin bir konuya sahip. Bu şaşırdığımız bir şey değil çünkü filmin yönetmenlik koltuğunda Christopher Nolan var. Fakat asıl bahsetmek istediğim şey şu ki: filmin kronolojisinde gelecekte inanılmaz çatışmalara konu olabilecek bir çağ var ve o çağdaki savaş ile çaresizliğin geçmişi değiştirerek çözüm aranmasına yönelik bir durumla karşı karşıyayız. Son zamanlarda çok da göremediğimiz bir distopya oldu benim için. Bu derinliği açısından filmin arka planında kalan detaylar ilgi çekici ve düşündürücüydü. Hele ki zamanda geriye gitme olgusunun, yaşananı terse çevirme olarak tabir edebileceğimiz şekilde ele alınması gerçekten harika.

Bunların yanında, filmde beni rahatsız eden durumlar olduğunu da yadsıyamam. Filmin serim ve düğüm kısımları hikayeyi çok güzel aktardı bize. Sürekli şehir değişiklikleri biraz yorsa da çözüme kadar hikaye -benim için- akıcıydı. Ancak çözüm kısmına geldiğimizde, filmin en aksiyon dolu sahnesi olan “son savaş” sahnesini maalesef çok karışık ve anlaşılmaz buldum. Zaten karşılaştığımız yeni bir olgu olan yaşananı terse çevirme olgusunu öylesine kalabalık sahnelerde gördük ki sonunda kafam allak bullak oldu diyebilirim. Fakat imdadıma müzikleriyle “Ludwig Goransson” yetişti ve beni mest etti. Adeta o karışıklığı unutturdu bana. Filmin diğer müzikleri hakkında da olumlu konuşmak mümkün.

İncelememin sonuna gelirken çoğumuzun hafızasında “Edward” karakteriyle yer edinmiş Robert Pattinson, iyi oyunculuğuyla dikkat çekti diyebilirim. Ne yazık ki John David Washington için aynı övgülerde bulunamıyorum. E o da bir babası değil :)). Kısacası; harika müziklere sahip, çok iyi konu ve temalı ancak idare eder bir kapanışlı Christopher Nolan filmi izlemiş olduk. Ben de naçizane düşüncelerimi sizlere aktardım sevgili okurlar. Zaman ayırdığınız için teşekkürler.