Özgürlüğün, İsyanın ve Dansın Caz Hali: Deli Bakkal

Nur Ceren Aydınoğlu’nun yazısıdır.

Deli Bakkal grubunun ‘Salı Pazarı’ singlelarını ilk kez dinlediğimde hem 70’lerin psychedelic rock tarzında dinleyeni derinden etkileyen müzikalitesini bulmuş, hem de şarkının groovy tınıları eşliğinde dans etmek istemiştim. Grubun caz’a özgün yaklaşımı aynı zamanda kendimi bambaşka bir müzik dünyasının içinde bulmamı sağladı ve Afrobeat akımının peşine düştüm. Böyle olunca grubun 17 Temmuz’da Bova’da sahne alacağı haberi beni çok heyecanlandırdı. Bir buçuk yıllık pandemi arasından sonra gideceğim ilk konseri sabırsızlıkla beklemeye başladım. Konser gecesi vokalde Emre Can Ağtaş, trompette Kıvılcım Konca, gitarda Mehmet Korkmaz, tuşlularda Yiğit Tornacı, basta Doğancan Vural, perküsyonda Barış Yalaz ve davulda Yunus Belgin grubu tamamlıyordu.

Saatler 21.00’i gösterdiğinde Bova’nın küçük sahnesini dolduran grup, konserin ilk setinde enstrümantal parçalarına yer verdiler. Tarla Records’tan çıkardıkları ‘Salı Pazarı’, ‘Tellal’ ve ‘Cebelitarık’la gecenin açılışını yapan Deli Bakkal, kendi deyimleriyle Afrika ezgilerini Cebelitarık’tan geçirip Anadolu’nun yerel sesleriyle sentezledi. Geleneksel Yoruba ritimlerini, Mezopotamya tınılarını ve Amerikan funk caz’ını bir arada duyduğumda adeta zamandan ve mekândan bağımsız olarak kurgulanmış bir evrene ışınladım. Grup üyelerinin hepsinin sağlam entonasyonları vardı ve enerjiyi hep yükseklerde tuttular. Basta Doğancan Vural, davulda Yunus Belgin ve perküsyonda Barış Yalaz ritim kasırgası yarattı. Afrobeat ritimler caz davuluyla Afrika davulunun karmaşıklığını birleştirdiği ve Tony Allen gibi gelmiş geçmiş en iyi davulculardan birinin besteleri etrafında şekillendiği için çalınması oldukça zor. Yunus Belgin dinamik bir performans sergileyerek bu zorlukların üstesinden gelmiş gibi duruyordu. Yiğit Tornacı da funky klavyesiyle grubun poliritmik melodisini oluşturmakta önemli bir rol üstlendi. Konserin yüksek temposunun tadını çıkarabilmek için kısa bir ara verdik. İkinci set için döndüğümüzde vokal Emre Can Ağtaş da gruba katıldı. Kıvılcım Konca trompette vokalin tok sesine güçlü bir şekilde eşlik etti, trompetiyle adeta şarkıların sözlerine cevap verdi. Trompet ve vokal ikilisi enerjileriyle tüm izleyicileri dansa kaldırdılar. Mehmet Korkmaz’ın gitarı ise tüm bu çılgınlıkta dengeyi koruyordu.

 
 
 
 
 
View this post on Instagram
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 

A post shared by Deli Bakkal (@deli_bakkal)

Deli Bakkal’ın Fela Kuti’nin post kolonyal sistemi protesto ettiği “Colonial Mentality” şarkısını coverlamasıyla bulunduğumuz zamana geri döndüm. Grup sadece dans ettiğim bir gece geçirip eve dönmemi istemiyordu. Müziğin özgürleştirici ve isyankâr yönünü hatırlatıyor, günümüzde hala tartıştığımız sorunları haykırıyordu. Afrobeat kültürünün temelini oluşturan efsanevi müzisyen Fela Kuti, albümlerini yolsuzluk, polis şiddeti, otoriterlik ve ırkçılık temaları üzerinde yoğunlaştırmıştı. Deli Bakkal da bu mirası benimsiyor ve müzikle güncel politikanın ilişkisini tartışmaya açıyor gibi. Afrobeat’i anlamak için köleliğin tarihsel ve sosyolojik gerçekliği hakkında bilgi sahibi olmak, eşitsizliklerin ve sömürünün bıraktığı etkilerin farkına varmak gerekiyor. Emre Can Ağtaş’ın kuvvetli yorumu ‘Colonial Mentality’nin sözleri üzerine daha çok düşünmemi sağladı ve Frantz Fanon’ın sömürgeciliğin Afrika’daki siyahiler üzerinde bıraktığı psikolojik etkilerini anlattığı “Siyah Deriler, Beyaz Maskeler” kitabını anımsadım. Daha çok okuyup, daha çok afrobeat dinlemeye dair kendime söz verdim. Bu sefer farklı bir geleceğin hayaliyle Deli Bakkal’ın renkli performansıyla dans etmeye devam ettim, üstelik Kalben de kendini ritme kaptırmış bir şekilde yanımızda dans ediyordu.

Bu eşsiz geceye ev sahipliği yapan Bova Sahne, ses sistemi, dekoru ve atmosferiyle ilk kez ziyaret edenleri etkisi altına alan bir mekân. İzleyicilerin çoğunluğunun sıkı Deli Bakkal dinleyicisi olması içten bir ortam yaratmıştı.

Türkiye caz sahnesine farklı bir soluk getiren ve içimdeki Afrobeat ateşini yakan Deli Bakkal’ın bir sonraki konserine gitmeyi iple çekiyorum. Canlı müziğin ve caz’ın özgürleştirici tarafının farkına varmak, güncel politikanın ve sanatın birbirlerini beklenmedik şekilde etkilediklerini deneyimlemek isteyen herkesin konseri seveceğine eminim. Ya da iyi müzik dinleyip dans etmek isteyen herkesin…

Yazı oluşturuldu 70

Benzer yazılar

Aramak istediğinizi üstte yazmaya başlayın ve aramak için enter tuşuna basın. İptal için ESC tuşuna basın.

Üste dön