Décollage: Merve Atılgan

Simay Salman’ın yazısıdır.

Décollage’ın bu bölümünde konuğumuz eserlerindeki yumuşak enerjiyle ruhumuzu şifalandıran Merve Atılgan! 1989 yılında İstanbul’da doğan sanatçı, Maltepe Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Çizgi Film-Animasyon bölümünden mezun olduktan sonra illüstrasyon, karakter tasarımı ve çocuk kitaplarına yoğunlaşmıştır. Atılgan, bunların yanı sıra 5 yaşında başladığı bale ve modern dans eğitimini halen aktif olarak sürdürmekte ve serbest koreografiler üzerine çalışmaktadır; çeşitli animasyon stüdyoları, dergi ve galeriler ile çalışmalarını sürdürmektedir. Merve Atılgan’ın kurguladığı dünyayı sanatçının Behance ve Instagram hesaplarından takip edebilirsiniz.

Sanatçının hazırladığı çalma listesi eşliğinde keyifli okumalar dileriz!

İllüstrasyonlarınızda yumuşak bir ton ve masalsı bir anlatım hakim. Aynı zamanda çizdiğiniz karakterlerin o sabit sayfada doğal bir akış halinde olduğunu görüyoruz. Bu atmosferi nasıl yarattığınızdan bahsedebilir misiniz?

Stabil olmayan, akan çizgi ve formları seviyorum; kendi doğamla da çok örtüşüyor. Dolayısıyla çizerken figürlerin ve atmosferin akışı beni otomatik olarak hareket halindeki figürlere ve detaylara götürüyor. Aslında düşünmeden tamamen doğalında elimden öyle çıkıyor formlar diyebilirim. Çok fark ederek değil de daha çok hayal ederek ve hissiyatımla bu şekilde çiziyorum.

Uzun bir klasik bale geçmişiniz olduğunu öğrendik. Balede deneyimlediklerinizin şu anki aktarımınıza etkisi nasıl oldu?

5 yaşımdan beri aktif olarak klasik bale yapıyorum , 28 sene olacak 🙂 Balenin bana en büyük artısı disiplin ve beden farkındalığı sanırım. Bedenimi müzikle beraber kullanmayı ve buna artistik özellikler eklemeyi öğretiyor muazzam bir kas kontrolü ile beraber. Sürekli aynaya bakarak çalıştığımız için anatomik özelliklere göz aşinalığımız ve anatomi bilgimiz de var. Bu, benim çizimlerimde anatomiyi çok rahat çözmemi sağladı. Benim kendi bedenime yerleşen, normalleşen bazı el ve ayak tutuşları var; onları tamamen bilinçaltında kendi karakterlerime aktardığımı görüyorum. Tabii estetik zevki de çok şekillendiriyor. Anatomik olarak daha balesel formları çizdiğimi görüyorum.

İllüstratörlük ve dansçılığın yanında şifacı bir yönünüz olduğundan da bahsediyorsunuz. Şifacı denildiğinde nasıl bir metot aklımıza gelmeli? Sanatın iyileştirici gücü hakkında ne düşünüyorsunuz?

Şifa sanatı benim 11 yaşımda ailemin kadınlarından öğrenmeye başladığım, daha sonra da kendimle birleştirdiğim bir yolun parçası. Şifanın en güzeli içinde yaşadığımız doğadan kendimizi ayırmadığımızda ve bütünü içimizde hissettiğimizde, her şey ile ‘bir’ olduğumuzda başlıyor bence.

Aslında şifa çok basitçe bana iyi gelen ( ‘İyi’den kastımız çok farklı şeyler olabilir tabii; sonuçta çok göreceli bir kavram.) ve iyileştirendir diye düşünüyorum. Sanatın, dansın, müziğin şifası bedene, ruha, kalbe ve zihne dokunuyor, onları dönüştürüyor. Bizi koptuğumuz kendi öz benliğimize, organik doğamıza bağlayarak kolektif bilinç ile tekrardan bağ kurmamıza yardım ediyor. Sanat bunun kesinlikle bir parçası. Düşündüren, farklı perspektiflerle dünyayı ve kendimizi her seferinde tekrar keşfetmemizi, görmemizi sağlayan bir alan. Bir görüntü kimi için çok güzel kimisi için iğrençtir belki. İşte orada bizi de tetiklediği şey için, “Neden böyle hissediyorum?” diye baktığımızda zaten şifa başlıyor. Kısaca başka bir insanın dünyası ve ruhu sizi farklı şekillerde iyileştirebiliyor. Sanat, şifanın en büyük yardımcılarından biri. 

Genelde masallar kötülerin kaybedip iyilerin kazandığı bir dünya olarak göründüğü için fazlasıyla yaşanılabilir yerler gibi duruyorlar. Sizce masallar hala bu özelliklerini sürdürüyorlar mı? Siz resmettiğiniz masallardan birinin içinde yaşamak ister miydiniz? Eğer öyleyse hangisi ve neden?

Aslında masalların geçmişteki kültür ve toplumların geleneklerini, bakış açılarını, mitolojilerini yansıtan çok değerli sosyolojik tarafları var. Kimi kültürün masalları çok karanlıkken kimisi de çok daha neşeli ve hafif olabiliyor. İyi ve kötü kavramları da tartışmaya çok açık diye düşünüyorum. Çünkü aslında kötülük tamamen ego kaynaklı kötülük olarak karakterleşiyor masallarda ve iyilerin kazanma durumu da bu egoyu kıran bir adalet ile var oluyor. Bence masalları bu kadar sevmemizin ve oradaki dünyayı idealleştirmemizin nedeni, bu adaletin o dünyada doğru çalışması ve sonucun herkese huzur getiren bir sonuç olması. Ben kişisel olarak fantastik öğelerin olduğu her öyküyü çok seviyorum 🙂

Sanırım Geri Dönüşüm Ülkesi ve Merope’de yaşayabilirim. Çünkü kendi yarattığım atmosferleri, bitkileri ve canlıları tam olarak beni yansıtan ve yaşamak istediğim tarz dünyalar.

Eserleriniz çok huzur verici ve barışçıl hissettiriyor. Peki bunun arkasında, bu dünya düzeninde çoğumuzun genlerine işleyen “başarma hırsı, hep daha iyi olma çabası” gibi rekabetçi duygular yer alıyor mu? Yoksa sanatınızı bütün bunlardan uzak bir yerde tamamen kendi istediğiniz şekilde mi yapıyorsunuz?

Teşekkür ederim. Tamamen kendi dünyamda yaşarken, dış dünyadan uzaklaştığımda çıkan görseller ve duyguları yansıtıyorum. Hiç hırsım yok diyemem; çünkü başarmak istemek, azmetmek, odaklanmak vs. bunların kişi için sağlıklı (hırs demeyelim de azim diyelim çünkü gerçekten azimliyimdir) duygular olduğunu düşünüyorum. Çok eskiden hırslıydım ama bana iyi gelmeyen, beni aşağı çeken bir duygu olduğunu fark ettim zamanında ve oradan koşarak uzaklaştım. O yüzden rekabet ve hırs hiç benlik değil oralara girmiyorum; kıyaslamayı da çok yanlış buluyorum. Herkesin dünyası kendine hastır ve kıyas kabul etmez dolayısıyla rekabet değil herkesin var olduğu büyük resimde rengarenk çeşitlilikler olur.

Favori animasyonunuz?

Buna tek bir cevap vermem mümkün değil : )

Çocukluk aşkım Sailor Moon, Spirited Away, Fantasia ( 1940 versiyonu), Boxtrolls ve Disney’in Mulan’ı ile Herkül’ü. 

Çocuk kalmak mı büyümek mi?

Çocukluğu kaybetmeden, koruyarak büyümek.

Hayatınızın geri kalanını tek bir yerde geçirmek zorunda kalsaydınız burası neresi olurdu?

Hiç tek bir yerde geçirmedim o yüzden bilemiyorum. Ama göçebe olarak Türkiye’nin güneyi biraz İstanbul biraz da Güney Amerika diyebilirim. Özellikle Peru ve Costa Rica. Bana ılıman iklim, doğa ve sahil olsun 🙂

Paralel evrende başka bir Merve olsaydı şu an ne yapıyor olurdu?

Küçüklüğümden beri arkeolog ve korsan olmak istedim. Sanıyorum açık denizlerde dolaşan bir arkeolog veya araştırmacı olabilirdi. Ama bir yerinde çizim muhakkak olurdu.

Hangi kurgu karakterin yerinde olmak isterdiniz?

Orta dünyada Arwen olarak dolaşmak güzel olurdu fakat özümde tam bir Harikalar Diyarı Alice’iyim. Ama Lara Croft sanıyorum kendimi en yakın hissettiğim (hayat tarzı olarak da) kurgu karakterlerden biri : ) 

Küçükken en çok etkilendiğiniz masal?

Alice Harikalar Diyarında ve Peter Pan. Alice kıyafeti dikmişti annem bana, omuzumda muhabbet kuşumla evde öyle dolaşıyorum, beyaz tavşan niyetine.

Yazı oluşturuldu 2

Benzer yazılar

Aramak istediğinizi üstte yazmaya başlayın ve aramak için enter tuşuna basın. İptal için ESC tuşuna basın.

Üste dön